Sağlık Fırsatı

    Her Hafta en güncel sağlık bilgileri ücretsiz e-mail'inize gelsin.


    Reklam

Açlık Hakkında Bilmedikleriniz

Açlık, günümüzde bile önemini koruyan bir sorundur. Başta Afrika olmak üzere Dünya nüfusunun üçte biri büyük bir açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Açlıktan zarar gören bir çocuk, daha sonra iyileşirse, iyileşmenin tam olduğu söylenebilir mi?

Bu konuda çeşitli görüşler vardır. Çocukların açlıktan sonra çabuk toparlanıp iyi bir gelişme göstermeleri olanaklıdır. Birkaç yıl sonra yapılan muamelelerde bu çocukların beklenenden biraz daha küçük olmakla birlikte, genel olarak normal oldukları görülmektedir. Yanıtlanması güç olan soru, zihinsel kapasitenin açlıkla azalıp azalmadığıdır. Şiddetli açlığın beyin gelişmesini yavaşlattığını gösteren bazı çalışmaların yanı sıra, çocukluk yaşında açlık kurbanı olanların normal zihinsel işlevlerinin bozulmadığını gösteren durumlar da vardır. Başka bir deyişle, bu talihsiz çocuklar açlık nedeniyle ölmezler ve hemen ardından uygun biçimde beslenirlerse, zihinsel ve fiziksel yetenekleri pek büyük bir zarar görmeden iyileşebilirler.

Açlığı önleyecek günlük besin gereksinimi ne kadardır?

Bu sorunun yanıtı herkes için farklı olabilir. Kıtlık koşullarında, kişi başına günde ortalama 100 gram karbonhidrat verme amacı güdülür. Böylece, yaşamın sürdürülmesi için gerekli enerji sağlanır ve bedenin kendi protein depolarını harcaması önlenir. 100 gram karbonhidratta 400 kalori vardır, ama bu, günde 1100 kalori eksik demektir ve mutlaka en düşük gereksinim oranı olarak değerlendirilmesi gerekir. Çalışan, yetişkin bir erkek günde ortalama 3000 kalori almalıdır; 3 yaşında bir çocuk için ise bunun yarısı yeterlidir.

Açlık bir hastalık sonucu da ortaya çıkabilir mi?

Evet. Gelişmiş ülkelerde açlık olayları, aşağı yukarı yalnızca hastalık sonucu ortaya çıkar. Uzun süren bütün ciddi hastalıklar, bedenin enerji gereksiniminin hastanın besinle alabileceğinden daha fazla olmasına yol açar. Bunun sonucunda, büyük kilo kayıpları yada kaşeksi denilen “bir deri bir kemik kalma” hali görülür.

Ne kadar kilo kaybı açlıktan ölüme yol açar?

Başlangıçta normal kiloda olup kilolarının dörtte birini kaybedenler pek fazla bir sorunla karşılaşmazlar. Başlangıç kilosunun yarısı kaybedildiği zaman ise ölüm kaçınılmaz olur. Bu nedenle, ölüme yol açan kilo kaybı oranı, bu ikisi arasında bir yerde bulunmaktadır. Açlıktan ölüm, kişinin genel sağlık durumuna da bağlıdır, çünkü genellikle açlığa, ciddi enfeksiyonlar eşlik eder. Kuşkusuz çocuklarda durum farklıdır; çocukların dayanabileceği kilo kaybı daha azdır.

Uzun süre açlık çekmiş insanlara normal yiyecekler verilebilir mi, yoksa özel besinler mi gerekir?

Bu, açlığın şiddetine bağlıdır. Kişi uzun süre aç kalmışsa, besinlerin bağırsaklarda emilimlerinde azalma söz konusudur. Bu durumda genellikle, sıradan yiyecekler emilemez ve hastanın sorunlarına bir de ishal eklenir. Kıtlık koşullarında kullanılabilecek en iyi besinlerden biri, yağı alınarak hazırlanmış süt tozudur. Süttozu hem kolay taşınır hem de suyla karıştırılıp içildiğinde bağırsaklar tarafından kolayca emilir. Kıtlık bölgelerine yardım götüren ekiplerin karşılaştığı başlıca sorunlardan biri de bölgeye ulaşan besinin yöre halkına garip gelmesidir. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey, bir merkezde onlara uygun yemek pişirip, dağıtmaktır.

Açlık, zihinsel ve ruhsal değişikliklere neden olur mu?

Evet, kuşkusuz olur. Ortaya çıkabilecek ilk değişiklik şaşırtıcı değildir: Açlık çekmekte olan insanlar, sürekli olarak yemek düşlediklerinden, düşüncelerini başka bir noktaya yöneltemezler. Fiziksel bakımdan gittikçe daha hareketsiz hale gelir, huysuz ve aksi olurlar.

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

* Zorunlu Alanlar


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!