Sağlık Fırsatı

    Her Hafta en güncel sağlık bilgileri ücretsiz e-mail'inize gelsin.


    Reklam

Algı

Duyu sinirleri ağı, beynimize milyonlarca mesaj gönderir. Algı, bu mesajlar içinden gerekli olanları seçip yorumlama sürecidir.

Nasıl oluyor da bir toplantıda, bir grubun konuşmasını dinlemediğim halde, adımın geçtiğini fark edebiliyorum?

Araştırmalar, çevremizdeki bütün sesleri kaydettiğimizi, ancak bizim için özel bir anlam taşımadıkça ya da beklenmedik olmadıkça hiçbirini dikkate almadığımızı göstermiştir. Kendi adınız, kuşkusuz sizin için çok önemlidir ve birçok ses içinden onu çıkarıp “duymanız” doğaldır.

Bilim adamlarının ciddiye almamasına karşın, duyu- ötesi algı konusunda yazılanların bu kadar çok yandaş bulmasının nedeni nedir?

Duyu-ötesi algı (telepati, durugörü ve benzerleri) bilim adamlarının üzerinde çalıştıkları bir konudur ve birçoklarınca da küçümsenmemektedir. Ancak izlenen olayların bilimsel deneylerle desteklenmesi hiçbir zaman mümkün olmamakta, olayların altından genellikle hileler ve yanılsamalı algı yoluyla aldatmalar çıkmaktadır.

Duyu-ötesi algı konusunda söylenenlerin çekiciliği, her şeyin olağan ve açıklanabilir olduğu, tekdüze bir dünyaya karşı çıkışta, açıklanamayan ya da beklenmedik olaylar karşısında duyduğumuz merakta, bilinemezliğin büyüsünde aranmalıdır.

Birkaç gün önce eski bir kaleyi gezdim ve gerçek olmadığını bilmeme karşın, orayı daha önce gördüğüm duygusuna kapıldım, Bu, duyu- ötesi algıya bir örnek midir?

Hayır, yalnızca sürecinin bize oynadığı bir oyundur. Herhangi bir olaya ilişkin algılarımız, bilinç düzeyine çıkana kadar, aynı anda birçok beyin yolundan birden geçer birbirinden, az da olsa farklı, birden çok biçimde sunulur.

Farklı anlarda ulaşan iletiler, aynı olayın değişik zamanlarda olduğu izlenimini yaratırlar. Başka bir deyişle, sorunuz, “Evet, eski kalede daha önce bulundunuz, ama yalnızca saniyenin beşte biri kadar önce,” diye yanıtlanabilir.

Niçin Ay, ufuk çizgisinin tam üstündeyken daha büyük görünür? Bu sırada eğilip bacaklarımızın arasından baktığımızda Ay’ı normal boyutlarda göreceğimiz doğru mudur?

Ufuk çizgisinin üstündeki Ay, tıpkı bir büyüteç gibi görüntüyü büyüten,kalın bir atmosfer tabakası ardından görünür. Bacaklarımızın arasından baktığımızda ise Ay’ı normal boyutlarında görürüz. Bunun nedeni, baş aşağı durumdayken gözlerimizin içindeki sıvının, mercek kaslarına yaptığı basınçtaki değişikliktir.

Karım, “kör noktama” rastladığı için bazı nesneleri görmediğimi söylüyor.

Neden söz ettiğini yukarıya doğru hareket ediyormuş gibi görmenizin nedeni işte budur.

Görme sinirinin gözün ağtabakasına girdiği yerde gerçek bir “kör nokta” vardır. Bu noktada alıcı yoktur, üzerine bir nesneden gelen ışık düşse de nesneyi “göremez”. Ancak büyük bir olasılıkla karınızın belirtmek istediği, varlığından rahatsız olduğunuz şeyleri görmezlikten gelmenizdir. Gerçekte “kör nokta” ile görme oyunları yapmak son derece zordur.

Bir süre bir çağlayanı izleyip başka yere baktığımda, her şeyin aşağıdan yukarıya doğru hareket ettiği İzlenimine kapıldım. Bunu açıklayabilir misiniz?

Nesnelere bakarken gözlerimiz hareketsiz durmaz. Bir alıcı hücrenin “aşırıcı” derecede çalışıp yorulmasını önleme amacıyla ileri geri küçük hareketler yaparlar. Çağlayan örneğinde, akan suyu yukarıdan aşağıya izlerler ve bir süre sonra yeniden yukarı dönerek aynı şeyi bir kez daha yaparlar. Sürekli yinelenen aşağı doğru hareket göz kaslarını yorar ve bunun etkisiyle gözünüzü oradan uzaklaştırdığınızda, bu kez ters yöndeki hareketi sağlayan kaslar kasılmaya başlayarak gözün kısa bir süre ters yönde hareketine neden olur. Çevrenizdekileri aşağıdan yukarıya doğru hareket ediyormuş gibi görmenizin nedeni işte budur.

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

* Zorunlu Alanlar


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS! Sitemap