Anksiyete, basit bir tedirginlik ya da sıkıntıyla başlayan ve yoğun bir iç sıkıntısına, endişeye, nedeni bilinmeyen korkuya, hatta kimi zaman paniğe varan bir duygudur. Normal boyutlarda herkesin tanıdığı bu duygu, günlük yaşamı aksatıyorsa tedavi gerektirir.
Anksiyete, şiddetine göre değişen derecelerde görülen kaygı, sıkıntı, kötü bir olayın beklentisi biçimindeki duygular ile nedensiz korku, yoğun iç sıkıntısı ve paniktir. Anksiyete sırasında çarpıntı, terleme, ağız kuruması gibi, korkuya ilişkin belirtiler de görülür.
Anksiyete nöbetine yakalandığımda ne yapabilirim?
Yapabileceğiniz en yararlı şeylerden biri birkaç kez derin soluk almak, gevşemek ve nöbetin nedenini düşünmektir. Ne yazık ki, anksiyeteye ilişkin bir sorun da, ortaya çıkan panik nedeniyle kişinin soğukkanlılığını yitirmesidir. Bu da sakin bir biçimde düşünmeyi engeller.
Anksiyete ölüme yol açar mı?
Anksiyetenin kendisi değil, ama yan etkileri ölüme neden olabilir. Sözgelimi anksiyete kaynağı olan olay kalp krizine yol açabilir.
Doktor, sakinleştiriciler ya da uyku hapları gibi ilaçlar kullanmamı önerirse,onlara bağımlı hale gelir miyim?
Ne yazık ki, evet. Özellikle uyku haplarına kolayca alışabilirsiniz. Sakinleştirici ilaçlar ise yalnızca anksiyetenin belirtilerini giderebilir. Oysa asıl önemli olan anksiyetenin nedenlerinin ortadan kaldırılmasıdır. Yani bu ilaçlar bir ölçüde yararlı olabilir, ama tam tedavi değildir.
Bebekler anksiyete duyabilirler mi?
Evet, hem de oldukça sık. Konuşamayan bir bebek için aç kalmak ya da yalnız bırakılmak anksiyete kaynağı olabilir. Ancak her seferinde ilgilenilen ya da karnı doyurularak rahatlatılan bebekte anksiyete duygusu azalır, güven duygusu gelişmeye başlar.